(ANKARA) - CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2027 yılı Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinde çiftçiye ayrılan desteklere ilişkin, "Tarım Kanunu çıktığından bu yana çiftçiye verilmesi gereken desteklerle fiilen verilen destekler arasındaki fark 2 trilyon lirayı aşmış durumda. Çiftçiye hakkı olan destek zamanında verilseydi üretici bu kadar borç yükü altında kalmazdı" dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2027 yılı Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinde çiftçiye ayrılan destekleri değerlendirdi.
Gürer, "2027 yılı için Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesine göre çiftçiye verilmesi gereken destek 1 trilyon 112 milyar liradır. Ancak Cumhurbaşkanlığı programında doğrudan tarımsal destek için ayrılan kaynak 235 milyar liradır. Aradaki fark 877 milyar liradır. Bu kaynak çiftçiye ayrılmıyor" ifadelerini kullandı.
Çiftçilerin bankalara olan borcunun 1 trilyon 511 milyar liraya ulaştığını öne süren Gürer, üreticilerin yeterli destek alamadıkları için üretime başlamadan önce kaynak bulmakta zorlandıklarını ve üretim sürecinde de borçlanmak zorunda kaldıklarını kaydetti.
Gürer, "Tarım Kanunu çıktığından bu yana çiftçiye verilmesi gereken desteklerle fiilen verilen destekler arasındaki fark 2 trilyon lirayı aşmış durumda. Çiftçiye hakkı olan destek zamanında verilseydi üretici bu kadar borç yükü altında kalmazdı. Çiftçinin borç sorununun çözümü, üreticiyi yeterli kaynakla desteklemekten geçiyor" diye konuştu.
"TARIMDAKİ SORUNLARA KAMUCU BİR ANLAYIŞLA YAKLAŞILMALI"
"Çiftçi yeterli desteği alamıyor. Ürettiği ürünün alım fiyatı beklentisini karşılamıyor. Gübre, yem, mazot ve diğer girdilerin maliyeti sürekli artıyor. Üretici bir yandan ürününü değerinde satmaya çalışıyor, diğer yandan borcunu ödemeye uğraşıyor. Bu koşullarda tarımsal üretimi sürdürebilmek giderek zorlaşıyor" diyen Gürer, şöyle devam etti:
"Geçen yıl litresi 55 lira olan mazotun fiyatı bu yıl 100 lirayı buldu. Mazot maliyetindeki bu artış, tarladaki üretim giderlerini doğrudan etkiliyor. Destekler ve alım fiyatları belirlenirken çiftçinin refahı, üretim maliyetleri ve emeğinin karşılığı dikkate alınmalıdır. Bir yıl önceden hangi bölgede hangi ürünün ne kadar yetiştirileceğini planlamamız gerekiyor. Çiftçi ne ekeceğini, ürününü kaça satacağını ve ne kadar destek alacağını önceden bilmeli. Üretici, hasat döneminde ürününü satacak pazar aramak zorunda bırakılmamalı. Kamucu planlamayı esas alan bir tarım politikasına ihtiyacımız var.
Kooperatifçilik geliştirilmeli. Üreticilerin örgütlü biçimde üretim yapması, ürünlerini değerlendirmesi ve pazarlaması desteklenmeli. Tarımdaki sorunlara kamucu bir anlayışla yaklaşılmalı. Yem ve gübrede yüzde 50 sübvansiyon sağlanmalı. Çiftçinin üretim maliyetleri düşürülmeden tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamak mümkün değildir. Çiftçiye destek veriyoruz demekle çiftçinin sorunu çözülmüyor. Önemli olan, üreticinin hesabına ne kadar doğrudan destek aktarıldığıdır. Tarım Kanunu’nun öngördüğü destekler verilmeli, üretici üretimden koparılmamalı. Çiftçinin borç yükünü azaltmak, maliyetlerini düşürmek ve tüketicinin uygun fiyatla gıdaya ulaşmasını sağlamak için üreticiyi merkeze alan bir tarım politikası uygulanmalıdır"