(TBMM) - CHP Grup Başkanı Özgür Özel, mutlak butlan kararıyla yönetimin değişmesinin ardından bir kez daha partisinin Meclis Grubu toplantısında konuştu.
"Atanmışlar, kendilerini atayanlardan talimat alırlar ama seçilmişler, talimatı milletten alırlar. Ben bugün bu kürsüye milletten aldığım yetkiyle geldim" diyen Özel, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na "ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutma" diyerek kurultay çağrısını yineledi.
"CHP’nin saray darbesiyle fiilen kapatıldığını" ifade eden Özel, “CHP’lilerin seçtikleri değil, AKP’nin talimatıyla bir yargıcın atadıkları partidedir" dedi.
Özel, "Millet bir olursa, birbirinin davasında yan yana durursa, hak arayanın arkasında durursa, çağrıldığında çağrıldığı yere gider, tavrını koyarsa milletin karşısında dayanacak hiçbir güç yoktur" diyerek halka birlik ve mücadele çağrısı da yapan Özel, "Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız. Ama eninde sonunda iktidara kavuşacağız" mesajı verdi.
Özel, "Bu ülkede yola, köprüye, tünele geçiş garantisi var. Havaalanı var, uçuş garantisi var devletten. Hastane yapılıyor, hasta garantisi var devletten. Ama işçiye, emekliye, emekçiye gelince geçim garantisi yok bu devletten. İktidarımızda en önemli vaadimizi söylüyorum, altı her türlü doldurulur. Ama bizim iktidarımızda zengine geçiş garantisi, uçuş garantisi, hasta garantisi, yatış garantisi ve her birine geleceklerinin garantisi değil, emekliye ve emekçiye 'geçim garantisi' için önce 'seçim garantisi'ni getireceğiz" dedi.
Hafta sonu Burdur'da ziyaret ettiği domates serasında işçi kadınlarla olan sohbetini anımsatan Özel, ekonomik sorunları anlatarak, "Namusuma, şerefime söylüyorum, bu mesele Kemal Bey ile aramda değildir, butlancılarla seçilmişler arasında değildir. Bu mesele seradaki teyze ile Tayyip Erdoğan'ın arasındadır" dedi.
Özgür Özel, Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olmasıyla
"SUÇ İÇİN DELİL YARATILIYOR"
Normalde belediyelerin nasıl denetleneceği belli. Zaten diyorlar ya ‘550 AKP'li belediyeye de biz soruşturma izni verdik.’ Ama bir tane AKP’li belediyeye sabah operasyonu yok, gözaltı yok, tutuklama yok, uzun yargılama, tutuklu yargılama yok. Onlarda hiçbir şey yok. CHP’den 24 belediye başkanı hala hapiste. Normalde belediye nasıl soruşturulur belli. Gidilir, istenir, incelenir denetçiler tarafından. Hata görülürse sorulur, yanıtı alınır. Düzelmeyecek hataysa suç duyurusunda bulunulur. Ama onun için soruşturma izni istenir. Bakanlık izin verirse sonra soruşturulur. Bir delilden suça, o suçtan da o suçu işleyen faile gidilir. Bu yöntemle bir delil, bir kanıt, bir suç, bir fail, cezalandırılacak kimsenin arkasında durmayız. Ancak şimdiki sistem, belediye denetimiyle ilgili bütün kanunlar, bütün her şey bir yana, önce belediye başkanı göze kestirilir, yani önce suçlu bulunur, suçlu ilan edilir. Sonra o suçlu ilan etmek istediği kişiye delil aranmak icap eder. Bunun için o kişinin belediyesiyle iş yapan bütün herkesin dosyaları istenir. O dosyalardan o iş adamları malıyla, mülküyle, özgürlüğüyle tehdit edilir. Konuşma sırasında anlamayan anlasın diye içeri atılır. İçeride biraz uzatan Türkiye’nin dört bir yanında sürgüne yollanır. Sonra yanına birtakım avukatlar gelir. Der ki ‘Çıkacaksan savcının istediği gibi ifade vereceksin.’ Hatta savcıya mesaj yazar, ‘Salı günü şunu getiriyorum 11.00’de, çarşamba günü bununla geleceğim’ diye. O özel avukatla ifadeye gidilir, belediye başkanına iftira edilir, o iftiraya uygun ifade alınır, kişi salınır, malı-mülkü iade edilir. Böyle bir sistem yürüyor. Aksini iddia eden çıksın karşımıza, anlatalım, konuşalım ve bunun dışında yani ihbar, delil, suç, suçlu değil; hedef ve hedefteki kişiye isnat edilecek suç için delil aranması, delil kazınması, delil yaratılması gündemde.
“24 BELEDİYE BAŞKANIMIZ TUTUKLU, SONRASI İÇİN DE HAZIRLIKLAR YAPILMAKTA”
O yüzden bugün sayısı 24’e çıkan belediye başkanlarımız tutukludur ve daha onlara yeni iftiralar attırılması için de dünya kadar arkadaşa zulmedilmekte, bundan sonrası için de bu tip hazırlıklar yapılmaktadır. Öyle bir noktadayız ki bunlar burada yaşanırken ‘Bu bize dair bir şey değil, CHP’li belediyelerde bir şey oluyor’ diye düşünene şunu hatırlatırım: TÜSİAD başkan ve yöneticisini TÜSİAD’daki konuşmasından dolayı, hükümeti eleştiriyor diye alıp içeride tutup, zulmedip, 78 ülkeye ihracat yapan adama yurt dışı çıkış yasağı koydular. Bir tanesine ev hapsi koydular. Nerede AK Parti yandaşı olmayan bir sanatçı varsa bir şey uydurup, hepsini toplayıp, ‘Uyuşturucu kullanıyor’ diye yaftalayıp 15 gün sonra ‘18’inde şey çıkmadı’ dediler. Millet 20’sini de bir gördü 15 gün boyunca. Öyle bir noktadayız ki sanatçıları, gazetecileri sindirmek için alıyorlar, içeride tutuyorlar. YouTuber’ları aylarca içeride yatırıyorlar, sonra ‘Pardon’ deyip bırakıyorlar. Geçtiğimiz hafta bütün tavukçulara birden kayyum atadılar. Kimi şokta, partiyi kurarken Tayyip Bey’in evinde yattığı adama kayyum atamışlar. Tabii bir döşeğin 40 yıl, bir bardak çayın-kahvenin 40 yıl hatırı var. O kadar bizimkiler gibi aylarca kalmadılar. Üç-dört gün sonra o kişi çıktı, ardından şirketi iade edildi.
“KENDİLERİNİ FETÖ ŞAMPUANIYLA YIKAMIŞLAR, PIRIL PIRIL İNSANLARA FETÖCÜ DİYORLAR”
Ama artık hukuk sadece birinin elinde ve ‘Her şeyi ben yapıyorum, iktidarda kalmak için her şeyi yaparım. Ben sınırsız yetkilerle donatıldım’ diyen birilerinin gözü dönmüş. Öyle ki 20 bin öğrenciyi okulsuz bırakıp velilerin tepkisinden sonra bir gecede ‘Pardon’ deyip üniversiteye geri veriyorlar. 20 bin öğrencinin bir gecede okulunu elinden alıyorlar. Burada olan bir tek şey var, o da şu: İktidarı kaybedeceğini anlayanların hukuku bir sopaya çevirip muhalifleri, itiraz edenleri, iş insanlarını, önüne gelen herkesi tehdit ettiği yeni bir düzen, yeni bir düzlemdeyiz. Kendi mal varlıklarını açıklamayanlar, burada defalarca getirdiğimiz Siyasi Ahlak Yasası’na ‘hayır’ diyenler, ‘Siyasetin finansmanı şeffaf olmasın’ diyenler, illerde ‘Yüzde 10’cu, 20’ci’ diye bilinenler, ‘Bunların sistemi onu kendisine, onu başka yere’ diye bütün şehirlerin bildikleri, açılışına gidilecek yer için bile bir bedel söyleyenler, ayakkabı kutularını görenler, ‘Önce FETÖ koydu’ diyenler, sonra faiziyle geri isteyenler, ‘Sıfırladın mı’ telefonları çıkınca ‘FETÖ’cüler hukuksuz kaydetti’ diyenler... Şimdi gelmişler, birden kendilerini FETÖ şampuanıyla yıkamışlar, aklamışlar, paklamışlar. Önüne gelene ‘FETÖ’cü’ diyorlar. Pırıl pırıl insanlara ‘hırsız’, ‘yolsuz’, oradan tutturamazsa ‘ajan...’
BİRLİK ÇAĞRISI: MİLLETİN KARŞISINDA DAYANACAK GÜÇ YOKTUR
Öyle bir noktadayız ki bundan sonra bunların bu milleti çok küçümsediklerinin, bu milletin ferasetini hafife aldıklarının, esas gücü yıllar önce milletten aldıklarının, git gide bu gücü pekiştirdikçe milleti unuttuklarının, millet tarafından unutulmaması ve hatırlanması lazım. Onun için bütün vatandaşlarımıza açık açık şunu söylemek isterim; biz büyük zorlukların içindeyiz. Kimi arkadaşımız 16 aydır hapiste. Evlatlarından, yakınlarından, sevdiklerinden uzak, bir taraflarda çile dolduruyorlar. Bütün çalışanların yüreği ağzında. Anneler, babalar her telefona, ‘Benim evladıma da mı bir şey oldu’ diye bakıyorlar. Ama işin öbür tarafında ‘Sadece bunu CHP’ye yapıyorlar’ diye bakmamak lazım. Özel okul öğretmenine de hakkını arayan işçiye de umudunu kaybetmiş gence de doğrusunu yazan, söyleyen gazeteciye de aydınlara da bu sopayı gösteriyorlar. Bu sopaya karşı ne benim gücüm yeter ne partinin gücü yeter ne birer birer herhangi birimizin gücü yeter. Ama millet bir olursa, birbirinin davasında yan yana durursa, hak arayanın arkasında durursa, çağrıldığında çağrıldığı yere gider, tavrını koyarsa milletin karşısında dayanacak hiçbir güç yoktur.
“YA BİR YOL BULACAĞIZ YA BİR YOL AÇACAĞIZ”
Örgütlü tüm yapılar hedeftedir. Maalesef Cumhuriyet’ten önce kurulmuş CHP hedeftedir. Maalesef sarayın atamasıyla sarayın planınca işgal altındadır. Erol Bakanım burada. 9 Eylül 1923’te kurulan partiyi darbeciler kapatmıştı. 9 Eylül 1992’de Erol Tuncer ve arkadaşları tekrar açtılar. Şimdi saray darbesiyle parti fiilen kapanmıştır. CHP’lilerin seçtikleri değil, AKP’nin talimatıyla bir yargıcın atadıkları partidedir. Bu partiyi öyle ya da böyle bir kez daha alacağız, açacağız ve biz bu partiyi hep birlikte iktidar yapacağız. Bunun için yürüyoruz. Partide büyük bir mücadele veriyoruz. Sonuna kadar direneceğiz. Ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız. Ama eninde sonunda iktidara kavuşacağız. Hep beraber yürümeye var mısınız? Yürüyelim arkadaşlar.”



