(TBMM) - CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın CHP'nin 103'üncü kuruluş yıl dönümünde Anıtkabir'de bulunmamasının büyük bir hayal kırıklığı olduğunu söyledi.
Öztrak, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, eski CHP İzmir Milletvekili, gazeteci Mustafa Balbay'ın partisiyle ilgili sözlerine değindi. Öztrak, "Tam da Türkiye’nin de içinde bulunduğu bu coğrafyada yeni bir hikâye yazıldığı olağanüstü bir dönemde, CHP'yi sırtından atılacak bir bagaj, tasfiye edilecek bir yük gibi görenlerin, 103 yıllık partimizi kendilerine siper yapmaya cüret edenlerin, televizyonlarda savunuculuğuna soyunan sesin 'Hiç dilemiyorum ama' diyerek CHP’nin kapatılmasını dillendirmesi hiç de masum bir girişim olarak görülemez" dedi.
Öztrak, Türkiye Cumhuriyeti var oldukça CHP'nin de var olacağını belirterek, "9 Eylül’de İzmir'i kurtaran, 9 Eylül’de Partimizi kuran, başta ebedi Genel Başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Milli Mücadele'ye, devrimlere ömrünü adamış şehitlerimizi, gazilerimizi, yine ebediyete uğurladığımız tüm önceki Genel Başkanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. Son olarak Anıtkabir’in Aslanlı Yolu'ndan görkemli bir yürüyüşle, 103. kuruluş günümüzde Atamızın huzuruna çıkan gerçek partililerimize içten teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
"ERDOĞAN HÜKÜMETLERİ ENFLASYON HEDEFİNİ TAM 19 KEZ ISKALAMIŞ"
Öztrak, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'a (OVP) ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu:
"24 yıllık iktidar, 22 Orta Vadeli Program... Peki sonuç ne? Her yıl olduğu gibi Erdoğan’dan masallar... İlk Orta Vadeli Program 31 Mayıs 2005 tarihinde yayımlandı. Amaç; üçer yıllık ekonomik ve mali hedefler belirlemek, ekonomik aktörlerin karar alma ufkunu aydınlatmaktı. Ama aradan geçen yıllarda, her yeni programla milletin ufku biraz daha karardı. Hep söylerim; enflasyon en büyük, en acımasız halk düşmanıdır. 24 yıllık Erdoğan yönetiminde bu düşman milletin refahına dadandı, mutfağına dadandı, cebine ve cüzdanına dadandı. Çoluğunun çocuğunun rızkını daha boğazından geçmeden çekip aldı. Arkadaşlarımızla daha önce yayımlanan 21 OVP’yi tek tek inceledik. Erdoğan Hükümetleri enflasyon hedefini tam 19 kez ıskalamış. Hedefin tuttuğu sadece iki yıl var: Biri ekonominin yüzde 4,9 daraldığı 2009 yılı, diğeri ise Rahip Brunson krizinin ardından ekonominin durma noktasına geldiği 2019 yılı.
"OVP’DE SÖZ VERİP İŞ VEREMEDİKLERİ VATANDAŞLARIMIZIN SAYISI TAM 757 BİN KİŞİ"
Yani tablo çok açık: Erdoğan ve kadrolarının ekonomiyi küçültmeden, milleti yoksullaştırmadan, planlı ve programlı biçimde enflasyonu kontrol edebildiği tek bir yıl bile yok. Nitekim bu yıl da bu geleneği bozmadılar. 2026 için koydukları enflasyon hedefi daha 2026 bitmeden çöpe gitti. Şimdi yüzde 16 olması hedeflenen enflasyonun yüzde 77,5 sapmayla yüzde 28,4 olacağı söyleniyor. Üstelik bu sapma sanayi üretiminin gerilemeye başlamasına, 2026 için hedeflenen yüzde 3,8 büyümenin yüzde 3,3’e düşmesine rağmen yaşanıyor. Yine 2026 yılı için istihdam hedefini 33 milyon 336 bin kişi olarak belirlemişlerdi, şimdi 32 milyon 579 bine indirdiler. Yani OVP’de söz verip iş veremedikleri vatandaşlarımızın sayısı tam 757 bin kişi. Normalde ekonomi yavaşladığında enflasyonun da aşağı gelmesi beklenir. Ama bunların izlediği programda büyüme hedefi düşüyor, istihdam hedefi düşüyor, enflasyon ise bir türlü düşmüyor. Milletimiz hem büyümeden kaybediyor hem istihdamdan kaybediyor hem de enflasyondan kaybediyor. Milletimizin bugün yaşadığı ağır geçim buhranının özeti budur.
"TÜRKİYE’DEKİ ENFLASYONUN ASIL KAYNAĞI SARAY’IN YANLI VE YANLIŞ POLİTİKALARIDIR"
"İş bilmeyenin bahanesi de çok olurmuş. Erdoğan yönetiminin bu yılki enflasyon bahanesi Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim. Daha önceki yıllarda da ne demişlerdi? Rusya-Ukrayna savaşı. Doğrudur, Rusya-Ukrayna yıllardır savaşıyor. Rusya’da enflasyon yüzde 6, Ukrayna’da yüzde 7,7. Türkiye’de yüzde 31,5. Savaşan iki ülkenin enflasyonunu toplasanız bizdeki enflasyonun yarısına bile ulaşmıyor. Şimdi de Orta Doğu’daki savaş diyorlar. Peki füzelerin, İHA’ların, bombaların uçuştuğu coğrafyaya bakalım; Suudi Arabistan’da enflasyon yüzde 1,8, Kuveyt’te yüzde 2,2, Katar’da yüzde 2,2, Ürdün’de yüzde 2,7, Birleşik Arap Emirlikleri’nde yüzde 2,7 Bahreyn’de yüzde 3, Umman’da yüzde 3,2, Lübnan’da yüzde 15,7. Türkiye’de yüzde 31,5. Savaş bölgesindeki ülkelerin enflasyonlarını tek tek toplayın, Türkiye’ye ancak ulaşıyor. Demek ki mesele sadece savaş değil, demek ki mesele sadece dışarıdan gelen şoklar da değil. Mesele Türkiye’nin nasıl yönetildiğidir. Türkiye’deki enflasyonun asıl kaynağı sarayın yanlı ve yanlış politikalarıdır. Bu enflasyonun asıl sorumlusu Erdoğan yönetimidir. Erdoğan’ın ekonomi bilimini bir kenara bırakan yaklaşımı Türkiye’yi bugün bu noktaya getirmiştir. 'Faiz sebep, enflasyon netice' diyen Erdoğan, bugün Türkiye’nin bütçesini faiz bütçesi haline getirmiştir. Oysa bu ülkenin yatırıma ihtiyacı var, yeni altyapıya ihtiyacı var, yeni fabrikalara ve yeni üretim kapasitesine ihtiyacı var. Ama getirdikleri Orta Vadeli Programa bakıyoruz, 2027 yılında bütçenin faiz giderleri, yatırımlara harcanacak paranın 2 katından fazla. Üretime bir, faize iki; yatırıma bir, faize iki. İşte Erdoğan’ın 'Faiz sebep' diyerek çıktığı yolun Türkiye’yi getirdiği nokta budur.
"MİRASYEDİ MİSALİ EVDЕ KALAN SON VARLIKLARI ELDEN ÇIKARARAK PARA BULMAYA ÇALIŞIYORLAR"
Tabii bütçenin kaynakları faize gidince seçim yaklaşırken harcamak için para lazım. Parayı nereden bulacaklar? Üreterek mi? Verimliliği artırarak mı? Yeni kaynak yaratarak mı? Hayır. Hayırsız mirasyedi misali evde kalan son varlıkları elden çıkararak para bulmaya çalışıyorlar. Erdoğan’ın altına imza attığı Orta Vadeli Programa bakıyoruz, 2026-2029 döneminde toplam 10,2 milyar dolarlık özelleştirme geliri öngörüyor. Bunların ekonomi anlayışında üreterek kaynak yaratmak yok, eldekini satarak günü kurtarmak var. Türkiye’de 1985’ten AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılına kadar 8 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı. AK Parti iktidarları ise 24 yılda yaklaşık 66 milyar dolarlık özelleştirme yaptı. Bu milletin fabrikaları, kritik kamu tesisleri, limanları, arazileri birer birer elden çıkarıldı. Şimdi yine en iyi bildikleri işi yapıyorlar: Satmak, savmak, eldekini tüketmek... Milletin parasıyla yapılan, bütçeye her yıl tıkır tıkır para sağlayan köprülerin, otoyolların işletme haklarını 30 yıllığına devretmeye hazırlanıyorlar. İşte Erdoğan’ın mirasyedi seçim ekonomisi düzeni."
"BU SEFER KURT KIŞI GEÇİRSE DE YAŞADIĞI AYAZI UNUTMAYACAK"
Orta Vadeli Program'da seçim ekonomisinin izlerini gösteren başka rakamların da olduğunu kaydeden Öztrak, "OVP’ye göre 2027 yılında faiz dışı harcamalar yüzde 38,4 artacak, cari transferler yüzde 45, mal ve hizmet alımları yüzde 44, sermaye transferleri ise tam yüzde 130 artacak. Peki 2027 yılı enflasyon hedefi ne? Yüzde 21. Harcama artışları enflasyonun oldukça üzerinde, yani 2027’de kesenin ağzı açılacak. Peki sonra? Seçim geçecek, 2028 gelecek, 2029 gelecek... Millet yine kemer sıkmak zorunda kalacak. Bu sefer kurt kışı geçirse de yaşadığı ayazı unutmayacak" diye konuştu.
"ELİNDEKİ YARGIYA GÜVENİP BELEDİYELERİ GASBEDEN BİR ANLAYIŞA KİMSE GÜVEN DUYMAZ"
Bir ekonomi programının başarıya ulaşmasının ilk şartının güven olduğunu vurgulayan Öztrak, "Ekonominin kuralla değil, kralla yönetildiği yerde güven olmaz. Milli iradeyi yok sayan, elindeki yargıya güvenip belediyeleri gasbeden bir anlayışa kimse güven duymaz" dedi.
"Yine bu hafta Üsküdar Belediyesi’nde bu anlayışın çirkin yüzünü bir defa daha gösterdiğini" söyleyen Öztrak, şunları kaydetti:
"Başkan Vekili seçimi haksız şekilde iptal edildi, oy verecek meclis üyeleri seçimden önce gözaltına alındı, transfer edildi ve milletin partimize verdiği belediye, sarayın yönetimine alındı. Bu sabah da Foçalının iradesi yok sayıldı. Artık kimseye hukuk devletinden, güvenden bahsedemezsiniz. Hakları için ses yükselten gazilerimizin, hakkını arayan emekçilerimizin, öğretmenlerimizin karşısına polisi diktikten sonra çıkıp 'Emeği yüceltmekten' bahsedemezsiniz. Gelecek Partisi eski genel başkanının siyasi eleştirilerini kendi genel başkanınıza saldırı kabul edip 'şüpheli' sıfatıyla adliyeye çağırırsanız bu ülkede düşünce özgürlüğünden, rekabetçi siyasetten bahsedemezsiniz. Diğer taraftan, açlık sınırının 37 bin 388 lira olduğu yerde milyonlarca emekçiyi 28 bin liralık asgari ücrete mahkûm ederseniz, milyonlarca emekliye 'Sana 20 bin lira yeter' derseniz, gençlerin bu ülkede bir hayat kurma hayallerini ellerinden alırsanız anlattığınız başarı hikâyelerine elbette kimseyi inandıramazsınız.
"ZORBALAR REJİMİNDE GÜVEN OLMAZ"
Hakkın olmadığı yerde, hukukun olmadığı yerde, adaletin olmadığı yerde, düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde yandaşı kayıran, yurttaşın korkularını alabildiğince istismar eden, yönetebilmek için istikrarsızlıktan medet uman zorbalar rejimi vardır. Zorbalar rejiminde güven olmaz. Güvenin olmadığı yerde yatırım olmaz, aş olmaz, iş olmaz. Atılan her yanlış adımın millete maliyeti katbekat artar. Hep söylüyoruz; güven ruh gibidir, bir kere terk ettiği bedene bir daha geri dönmez. Sorunun sebebi haline gelenler çözümün parçası olamaz. O yüzden Türkiye aydınlık yarınlara ilerleyecekse gömleğin doğru iliklenmesi gereken ilk düğmesi bellidir; tek kişilik saray yönetiminin ilk sandıkta milletimiz tarafından evine gönderilmesidir."
CHP'nin, Türkiye’nin önüne güven veren güçlü bir yol haritası koyduğunu söyleyen Öztrak, bu yol haritasının dört temel ayağı olacağını bildirdi.
Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Birincisi hukuk, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis edeceğiz. Devleti kurallarla, kurumları liyakatle yöneteceğiz. Hiç kimsenin yarınından, hakkından, malından mülkünden endişe etmediği güvenilir bir Türkiye inşa edeceğiz. İkincisi üretim, borçla şişirilen değil, üreterek zenginleşen bir Türkiye kuracağız. Rantı değil yatırımı, ithalatı değil yerli üretimi, ucuz emeği değil verimliliği, betonu değil teknolojiyi önceleyeceğiz. Sanayide, tarımda, enerjide Türkiye’nin üretim gücünü ayağa kaldıracağız. Üçüncüsü hakça bölüşüm, büyüyen ama yoksullaştıran değil, zenginleşirken zenginliğini paylaşan bir Türkiye istiyoruz. Emeğin milli gelirden aldığı payı artıracağız. Sosyal devleti yeniden ayağa kaldıracağız. Çocuklarımızı yoksulluğa, gençlerimizi umutsuzluğa, emeklilerimizi sefalete mahkûm etmeyeceğiz. Dördüncüsü sürdürülebilir kalkınma, bugünü kurtarırken yarını tüketmeyeceğiz. Doğayı bozmadan, kaynaklarımızı yok etmeden, gelecek nesillerin hakkını yemeden büyüyeceğiz. Artık Türkiye’nin ihtiyacı bir başka günü kurtarma programı değildir. Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir kalkınma hamlesidir. Hukukun güven verdiği, üretimin zenginleştirdiği, refahın hakça paylaşıldığı, kalkınmanın kesintisiz sürdüğü bir Türkiye... Bizim hedefimiz budur."
Açıklamasının ardından bir gazetecinin sorusunu yanıtlayan Öztrak, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın CHP'nin 103'üncü kuruluş yıl dönümünde Anıtkabir'de bulunmamasının büyük bir hayal kırıklığı olduğunu belirterek, "Ben Mansur Yavaş adına ne yapacağı veya ne edeceği konusunda bir şey söyleyecek durumda değilim. Ancak partimizin ve kendimin görüşlerini, partimizle ilgili duruşumuzu daha önce burada açıkladım. Sayın Yavaş'ın yaptığı açıklama dışında başka bir duyumum yok, dolayısıyla o açıklamaya da saygı göstermek durumundayız. Ama dediğim gibi, o açıklamanın takdirini milletimize bırakırız. Şu anda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız, Cumhuriyet Halk Partili Mansur Yavaş'tır" dedi.