(İSTANBUL) - Birlik ve Dayanışma Sendikası’nın Sağlık Bakanlığı Aile Hekimliği Bilgi Sistemi’ne (SB-AHBS) ilişkin yaptığı araştırmada, sağlık çalışanlarının yüzde 84,7’sinin sistemin devreye girmesinin ardından çalışma koşullarının ve iş yükünün ağırlaştığını belirtti. Araştırmaya katılanların yüzde 84,8’i hasta başına işlem süresinin uzadığını, yüzde 83,9’u günlük iş akışının kötüleştiğini belirtirken, aile sağlığı ebe ve hemşirelerinde hasta başına işlem süresinin arttığını söyleyenlerin oranı yüzde 87,3’e çıktı.
Birlik ve Dayanışma Sendikası tarafından aile sağlığı merkezlerinde kullanılmaya başlanan SB-AHBS’nin sahadaki etkilerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilen kullanıcı deneyimi araştırmasının sonuçları İstanbul'da düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.
Bu ay yapılan araştırmaya, 75 ilden bin 723 aile hekimi ile bin 909 aile sağlığı ebe ve hemşiresi olmak üzere toplam 3 bin 632 sağlık çalışanı katıldı.
Araştırmada, SB-AHBS'ye geçiş sonrasında sağlık çalışanlarının çalışma koşulları, iş yükü, günlük iş akışı, hasta kayıtlarına erişim, koruyucu sağlık hizmetleri ve genel kullanıcı deneyimine ilişkin değerlendirmeleri ele alındı.
Araştırmaya katılanların yüzde 84,8'i hasta başına işlem süresinin uzadığını, yüzde 84,7’si çalışma koşulları ve iş yükünün ağırlaştığını belirtti. Günlük iş akışının kötüleştiğini söyleyenlerin oranı yüzde 83,9, hasta kayıtlarına erişimde kötüleşme bildirenlerin oranı yüzde 83,8, genel kullanıcı deneyiminde kötüleşme bildirenlerin oranı ise yüzde 83,7 oldu. Koruyucu sağlık takibinde kötüleşme bildirenlerin oranı da yüzde 81,1 olarak kaydedildi.
"SAĞLIK ÇALIŞANINA ZAMAN KAZANDIRMALI"
Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, araştırma sonuçlarının SB-AHBS’nin yalnızca bir yazılım meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, sağlık çalışanlarının hastalarına ayırdığı zaman ve iş yükünün de dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Mehlepçi, "Biz bugün bir yazılımın güzel olup olmadığını tartışmıyoruz. Sağlık çalışanının hastasına ayırdığı zamanı, iş yükünü ve koruyucu sağlık hizmetlerinin işleyişini konuşuyoruz" dedi. Araştırmada altı farklı alanda soru yöneltildiğini belirten Mehlepçi, "Altısında da katılımcıların yüzde 80’inden fazlası kötüleşme bildirdi. Bu sonuçlar, kullanıcı deneyiminin, klinik iş akışının, veri bütünlüğünün, koruyucu sağlık modüllerinin ve teknik desteğin birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.
Mehlepçi, araştırmadaki oranların sağlık çalışanlarının kendi deneyim ve değerlendirmelerine dayandığını, nesnel olarak ölçülmüş performans verileri olmadığını da vurguladı.
HER 10 ÇALIŞANDAN 8’İ İŞ YÜKÜNÜN ARTTIĞINI BİLDİRDİ
Araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 80,7’si hasta başına işlem süresi, yüzde 79,6’sı ise günlük iş yükü arttı. Aynı bilgilerin tekrar girilmesi gerektiğini söyleyenlerin oranı yüzde 75,2 olurken, sistem kesintileri nedeniyle yeniden veri girişi yapmak zorunda kaldığını bildirenlerin oranı yüzde 68,8 oldu.
Mehlepçi, sağlık bilişim sistemlerinin temel amacının sağlık çalışanlarının işini kolaylaştırmak ve zaman kazandırmak olması gerektiğini belirterek, “Bir sağlık bilişim sisteminin amacı sağlık çalışanına zaman kazandırmak olmalıdır. Burada ise katılımcıların yaklaşık yüzde 81’i hasta başına işlem süresinin arttığını söylüyor. Bilgisayara ayrılan zaman arttığında, hastaya ayrılabilecek zaman üzerinde de baskı oluşuyor” dedi.
EBE VE HEMŞİRELERDE SORUN BİLDİRİMLERİ DAHA YÜKSEK
Meslek gruplarına göre yapılan karşılaştırmada, aile sağlığı ebe ve hemşirelerinin birçok başlıkta aile hekimlerine göre daha yüksek oranda sorun bildirdiği görüldü. Programın hızını yetersiz bulanların oranı aile hekimlerinde yüzde 53,6, ebe ve hemşirelerde yüzde 75,4 olarak belirlendi. Yoğun çalışma sırasında yavaşlama veya kilitlenme yaşandığını belirtenlerin oranı aile hekimlerinde yüzde 56,8 iken, ebe ve hemşirelerde yüzde 81 oldu.
Hasta başına işlem süresinin arttığını belirten aile hekimlerinin oranı yüzde 73,5, ebe ve hemşirelerin oranı yüzde 87,3 olarak kaydedildi. Günlük iş yükünün arttığını söyleyenlerin oranı ise aile hekimlerinde yüzde 73,3, ebe ve hemşirelerde yüzde 85,3 oldu. Mehlepçi, "Programın yükünü en ağır hisseden gruplardan biri aile sağlığı ebe ve hemşireleri. Bu veriler, farklı meslek gruplarının sistemle ilgili deneyimlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor" dedi.
KAYITLARDA EKSİKLİK BİLDİRİMLERİ DİKKATİ ÇEKTİ
Araştırmada sağlık çalışanlarının veri ve kayıtlarla ilgili bildirimleri de incelendi. Katılımcıların yüzde 64,4’ü daha önce kayıtlı hasta bilgilerinde eksiklik, yüzde 59,9’u klinik notlarda eksiklik veya kayıp, yüzde 55,2’si ise eski izlem kayıtlarında eksiklik gözlemlediğini belirtti. Girdiği verinin sonradan kaydedilmediğini fark ettiğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 50,2 oldu.
Mehlepçi, bu oranların doğrulanmış teknik veri kaybı oranları olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Bu verilerden ‘sistemde şu oranda veri kaybı vardır’ sonucu çıkarmıyoruz. Anket, teknik hata oranını değil, sağlık çalışanlarının gözlemlerini ölçüyor. Ancak bu bildirimler, veri bütünlüğünün teknik olarak kontrol edilmesi gerektiğini gösteriyor” diye konuştu.
KORUYUCU SAĞLIK TAKİBİNDE DE SORUNLAR BİLDİRİLDİ
Araştırmada çocuk, gebe ve kadın sağlığı izlemlerinin dijital sistem üzerinden yürütülmesine ilişkin değerlendirmelere de yer verildi. Katılımcıların yüzde 63,2’si çocuk aşı ve izlemlerinin farklı ekranlarda yer almasını sorun olarak değerlendirdi. 15-49 yaş kadın izlemlerinin geçmişine erişimde zorluk yaşadığını belirtenlerin oranı yüzde 64,7 olurken, yeni gebelik bildirimlerinin ana ekranda yeterince belirgin olmadığını söyleyenlerin oranı yüzde 64,3 olarak kaydedildi.
Mehlepçi, aile hekimliğinde yazılımın yalnızca kayıt tutma işleviyle sınırlı olmaması gerektiğini belirterek, “Aile hekimliğinde yazılım yalnızca kayıt tutmaz; aşının, gebe izleminin ve çocuk izleminin zamanında yapılmasını desteklemesi gerekir. Burada konuştuğumuz şey yalnızca bilişim değil, koruyucu sağlık hizmetlerinin günlük iş akışıdır” ifadelerini kullandı.
SAĞLIK BAKANLIĞI'NDAN DÖRT TALEP
Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, araştırma sonuçlarının Sağlık Bakanlığı tarafından dikkate alınması gerektiğini belirterek, dört temel beklentileri olduğunu söyledi. Mehlepçi, sahadan gelen bildirimlerin değerlendirilmesini, veri bütünlüğünün teknik olarak denetlenmesini, SB-AHBS’nin gerçek aile sağlığı merkezi koşullarında performans testlerinden geçirilmesini ve aile hekimleri ile aile sağlığı ebe ve hemşirelerinin geliştirme sürecine doğrudan katılmasını istediklerini söyledi.
Araştırma raporunu Sağlık Bakanlığı ve il sağlık müdürlüklerine ileteceklerini belirten Mehlepçi, "Bu araştırma, kullanıcı deneyiminin, klinik iş akışının, veri bütünlüğünün, koruyucu sağlık modüllerinin ve teknik desteğin birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bizim talebimiz yeni bir yazılım tartışması değil; sağlık çalışanının zamanını hastasına ve koruyucu sağlık hizmetlerine ayırabildiği, güvenilir ve işlevsel bir sistemde olması yönündedir" dedi.