(TBMM) - İYİ Parti'nin, beyaz ve kırmızı et fiyatlarındaki fahiş artışlar ile beyaz et sektörüne yönelik operasyonların araştırılması amacıyla TBMM'ye sunduğu önerge Genel Kurul'da görüşüldü. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, beyaz et üreticilerine yönelik 'kayyum' operasyonlarını eleştirerek iktidara, "Kırmızı et baronlarına, bu ülkeyi ithal ete mahkum eden çetelere niye baskın düzenlemiyorsunuz?" diye sordu. CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise şirketlere el konulmasına sert tepki göstererek, "Mülkiyet hakkını ve diğer güvenceleri tümüyle ortadan kaldırıyorsunuz" dedi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda Emniyet Teşkilatı ve basınla ilgili düzenlemeler içeren kanun teklifinin görüşmelerine başlanması bekleniyor. Kanun teklifi görüşmelerine geçilmeden önce siyasi partilerin grup önerileri görüşüldü.
İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez tarafından TBMM Başkanlığı'na sunulan araştırma önergesinde, beyaz ve kırmızı et fiyatlarındaki fahiş artışlar, piyasadaki kartelleşme ve Rekabet Kurulu'nun yetersiz kalması ile Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen beyaz et operasyonları sonucundaki kayyum atamalarının hukuk devleti ilkesine verdiği zararların araştırılması istendi.
Önergenin gerekçesini açıklamak üzere kürsüye çıkan Çömez, Ticaret Bakanlığı'nın Ramazan ayı öncesinde beyaz et ihracatını yasakladığını hatırlatarak, sonrasında devreye giren Adalet Bakanlığı'nın operasyonlarını eleştirdi.
"TAVUKLARDAN VE PİLİÇLERDEN OLUŞMUŞ BİR ÖRGÜT YAKALADI"
İktidarın girdi maliyetlerini hesaplamadan sektöre "fiyatları artırmayın" baskısı yaptığını belirten Çömez, firmalara yönelik operasyonlar hakkında şu ifadeleri kullandı:
"Hemen devreye girdi iktidar ne Ticaret Bakanlığı ne Rekabet Kurulu, Adalet Bakanlığı devreye girdi. Çünkü tavuklardan ve piliçlerden oluşmuş bir örgüt yakaladı ve 13 tane firmaya baskın düzenlendi. Firmanın yetkilileri, CEO'ları, muhasebe müdürleri, finans müdürleri ne varsa derdest edildi, alındı, götürüldü ve ondan sonra TMSF'nin memurları şirkete yerleşti. Tüm bunları yapacağınıza, polis zoruyla fiyatları kontrol etmeye çalışacağınıza, ne olurdu bir oturup sektör temsilcileriyle konuşsanız; girdi maliyetleriniz ne kadar arttı, problemleriniz nelerdir, sektörü koruyabilmek, sektörü ayakta tutabilmek, aynı zamanda milletimize ucuz protein kaynağı temin edebilmek için neler yapmamız lazım diye tartışabilselerdi bu problem olmayacaktı ama elinde bir sopa var, bir devlet gücü var, basarım fabrikaları, yönetimi teslim alırım, yönetimdeki kademeleri derdest ederim, ondan sonra istediğimi yaparım. Halbuki, oturup mesela damızlık civciv maliyeti ithal, yanı sıra kredi maliyeti, vergiler, yem, enerji, ilaç, veterinerlik, personel, işletme giderleri, nakliye, birçok maliyet var, bunlarla ilgili bir hesap yapmış olsalardı, bunlara dair bir çözüm üretmiş olsalardı, bu sorun yaşanmayacaktı"
"SONBAHARDAN SONRA FİYATLARIN ÖNÜNE GEÇEMEYECEKSİNİZ"
Firmaların artan maliyetlerine ve zararlarına dikkati çeken Çömez, uygulanan baskı politikasının ters tepeceği uyarısında bulundu. Çömez, şunları kaydetti:
"Bir süre daha fiyatlar düşük gidecek, belki üç, dört ay, belki sonbahara kadar ama -buradan kayıtlara girsin diye söylüyorum- bu tutumunuz, bu yapınız, bu uygulamanız, bu polis zoruyla, bu sopayla fiyatları düşürme anlayışınız ters tepecek ve göreceksiniz, buradan ilan ediyorum, sonbahardan sonra beyaz et fiyatlarının önüne geçemeyeceksiniz. Çünkü yemin yüzde 70'i, 80'i ithal, enerjinin bir o kadarı ithal, mazotun bir o kadarı ithal, işçi maliyetleri bilmem ne kadar, yanı sıra veteriner girdisine yüzde 70-80 zam olmuş, enflasyon olmuş, veteriner ilaçları ithal; e, bunlara çözüm bulmadan fiyatı sopayla indirmeye çalışacaksınız ve bundan netice alamayacaksınız, bunu hep beraber göreceğiz."
"KIRMIZI ET BARONLARINA NİYE BASKIN DÜZENLEMİYORSUNUZ"
Konuşmasında Et ve Süt Kurumu'nun ithal hayvan fiyatlarına yaptığı zamlara da değinen Çömez, beyaz et üreticilerine yapılan muamelenin kırmızı et sektöründeki "baronlara" neden yapılmadığını sordu. Çömez, "Et ve Süt Kurumunun 2025 yılında kilo başına canlı hayvana vermiş olduğu fiyat 228 lira. Geçtiğimiz günlerde Et ve Süt Kurumu fiyat açıkladı, 420 lira. Şimdi, buradan soruyorum, Tarım Bakanına sesleniyorum, AK Partili yetkililere sesleniyorum, Sayın Erdoğan'a sesleniyorum: Et ve Süt Kurumu yurt dışından ithal edilen hayvanlara yüzde 84,2'lik bir zam yapmış. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar korkunç, bu kadar fahiş bir zam yok. Peki, hesap sormayacak mısınız, ESK'ye kayyum atamayacak mısınız, onların üzerine gitmeyecek misiniz?" dedi.
Çömez, "Ocak 2022'den bugüne kırmızı ette yüzde bine yakın fiyat artışı var, beyaz ette yüzde 350'ler civarında. Niye peki kırmızı et baronlarına, bu ülkeyi ithal ete mahkûm eden çetelere baskın düzenlemiyorsunuz, oraları regüle etmiyorsunuz, oralarda üretim yapıp bu ülkeye daha ucuz bir et yemek için alan açmıyorsunuz da götürüp beyaz ete çöküyorsunuz? Böyle bir uygulama olur mu? " ifadesini kullandı.
TANRIKULU: HUKUK, ADALET, DEMOKRASİ BU DEĞİL
İYİ Parti'nin önergesi üzerine CHP Grubu adına söz alan Diyarbakır Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ise fiyat akışına müdahalenin doğrudan ceza yargısının konusu olamayacağını belirterek 13 büyük şirkete kayyum atanmasını eleştirdi. 1 Mart 2024'te Meclis'ten geçen 8'inci Yargı Paketi'yle iktidarın bu operasyonların temelini attığını ve TMSF uzmanlarına olağanüstü güvenceler verildiğini savunan Tanrıkulu, "Gözünüzü kestirdiğiniz şirkete, holdinge el koymak için bir soruşturma başlatacaksınız, tıpkı şimdi olduğu gibi. Hiç delil olmasa bile başlatabilirsiniz. O güvencelerle attığınız kayyumlara, şirketlere el koyuyorsunuz, sattırıyorsunuz ve mülkiyet hakkını ve diğer güvenceleri tümüyle ortadan kaldırıyorsunuz. Değerli arkadaşlar, hukuk bu değil, adalet de bu değil, demokrasi de bu değil, tümünü yerle bir ettiniz ama bir gün gelir elbette bunların hesabı sorulur" ifadelerini kullandı.
İYİ Parti'nin grup önerisi, AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.