(ANKARA) - Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu, yoksulluğun yalnızca ekonomik bir olgu değil, barınmadan beslenmeye, sağlık hizmetlerine erişimden çocukların gelişimine kadar yaşamın bütün alanlarını etkileyen bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, "İnsanların sağlığı aldığı ücrette, tüketebildiği gıdada, yaşadığı evde, çalışma koşullarında, eğitim olanaklarında ve geleceğe duyduğu güvende belirlenir" açıklamasını yaptı.
Ankara Tabip Odası, TÜİK’in 2025 Gelir Dağılımı İstatistikleri ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 yılı verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.
TÜİK verilerine göre toplumun en yüksek gelirli yüzde 20’sinin toplam gelirin yüzde 48’ini, en düşük gelirli yüzde 20’sinin ise yalnızca yüzde 6,4’ünü aldığı belirtilen açıklamada, en zengin yüzde 20’nin gelir payının, en yoksul yüzde 20’nin gelir payının 7,5 katına ulaştığı, en zengin yüzde 10’un gelirinin ise en yoksul yüzde 10’un gelirinin 12,9 katına denk geldiğine dikkkat çekilerek "Bu eşitsizlik yalnızca gelir tablolarında görülmüyor; insanların nasıl yaşadığını ve sağlıklarını nasıl koruyabildiğini de belirleyen bir etkendir" denildi.
"YOKSULLUK YAŞAM KOŞULLARINA YANSIYOR"
Açıklamada, Türkiye’de nüfusun yüzde 28,8’inin sızdıran çatı, nemli duvar veya çürümüş pencere çerçevesi gibi konut sorunları yaşadığı, yüzde 27,9’unun ise yalıtım sorunları nedeniyle konutunu yeterince ısıtamadığı belirtildi.
Sağlıksız ve yetersiz ısınan konutların özellikle çocuklar açısından solunum yolu hastalıkları, enfeksiyonlar ve ruhsal sorunlar bakımından sağlık risklerini artırdığı ifade edilen açıklamada, "Yoksulluk yaşam koşullarına yansıyor" değerlendirmesi yapıldı.
Açıklamada, ailesinin yanında temel ihtiyaçları karşılanamayan çocuk sayısının son sekiz yılda yaklaşık yüzde 58 artarak 2018’de 122 bin 489’dan 2026’da 193 bin 601’e yükseldiği belirtildi. 2026’nın ilk yarısında 1 milyon 866 bin 245 kişinin, çocukların okula devam etmesi ve sağlık kontrollerinin yapılması koşuluyla verilen Şartlı Eğitim ve Şartlı Sağlık Yardımlarından yararlandığı kaydedilen açıklamada, Haziran 2017-Haziran 2026 döneminde 55 bin 711 çocuğun sokakta risk altında olduğunun tespit edildiği aktarıldı.
"Çocuk yoksulluğu yalnızca bugün yeterince yemek yiyememek anlamına gelmez" denilen açıklamada, yeterli ve sağlıklı beslenemeyen çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği, demir eksikliği ve anemi, bağışıklık sisteminin zayıflaması, enfeksiyonlara yatkınlık ve bilişsel gelişim sorunları görülebileceği belirtildi.
Özellikle erken çocukluk dönemindeki beslenme yetersizliğinin öğrenme ve okul başarısını da olumsuz etkileyebileceği ifade edilen açıklamada, "Yetersiz beslenmenin etkileri yalnızca çocukluk dönemiyle sınırlı değildir. Çocuklukta yetersiz ve düşük kaliteli beslenme, yaşamın ilerleyen dönemlerinde obezite, diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik hastalıkların riskini artırabilir" denildi. Açıklamada, bu durumun yoksulluğun kuşaklar boyunca devam eden bir sağlık eşitsizliği döngüsü yaratabileceği belirtildi.
"PLANLI VE KAMUCU ÇÖZÜMLER GELİŞTİRİLMELİDİR"
Sağlığın yalnızca hastanelerde üretilmediğine dikkat çekilen açıklamada, "İnsanların sağlığı aldığı ücrette, tüketebildiği gıdada, yaşadığı evde, çalışma koşullarında, eğitim olanaklarında ve geleceğe duyduğu güvende belirlenir" ifadeleri kullanıldı.
"Milyonlarca hanenin sosyal yardımlarla ayakta kalabildiği, yüz binlerce çocuğun temel ihtiyaçlarının aileleri tarafından karşılanamadığı bir ülkede yoksulluk tam da bu nedenle halk sağlığı sorunudur" denilen açıklamada, yoksulluğun bir halk sağlığı sorununa dönüşmesini önlemek için adil gelir bölüşümü ve vergilendirme politikalarının uygulanması gerektiği belirtildi.
Açıklamada, ücret ve emekli gelirlerinin insanca yaşam düzeyine yükseltilmesi, çocukların sağlıklı beslenme, eğitim ve sağlık hizmetlerine ücretsiz erişiminin güvence altına alınması, okullarda ücretsiz ve nitelikli beslenme programlarının yaygınlaştırılması, sağlıklı gıdaya ve insanca barınmaya erişimin sağlanması ve enerji yoksulluğunun kalıcı sosyal haklarla giderilmesi çağrısı yapıldı.
Açıklamada, sağlık hizmetlerinin herkes için ücretsiz ve eşit erişilebilir hale getirilmesi ve koruyucu ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.
