(ANKARA) - DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, seçim tarihine ilişkin “Mayıs 2028'de de olsa, Ekim 2027'de de olsa, Mayıs 2027'de de olsa artık seçim yakın” dedi. Belediyelere yönelik soruşturmalara da tepki gösteren Babacan, “Yargının üzerinden siyasetin elinin çekilmesi lazım” dedi. Babacan, ekonominin düzelmesi için adalet ve hukuk güvenliğinin sağlanması gerektiğini söyledi.
Bir dizi ziyaret için Sakarya'da bulunan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimlere ilişkin açıklamaları yanı sıra belediyelere yönelik operasyonlar ve soruşturmaları dair değerlendiren Babacan, şöyle konuştu:
"Aslında son aylarda ben sıkça şu ifadeyi kullanıyorum. Diyorum ki seçim ufukta görünüyor. Ufukta karayı görürsünüz ama bazen mesafe işte yarım saat mi bir saat mi ilk başta kestirmek zor olur ama ufukta görünüyor artık seçim. Dolayısıyla seçim Mayıs 2028'de de olsa, Ekim 2027'de de olsa, Mayıs 2027'de de olsa artık seçim yakın. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte bütün siyasi partilerin ve cumhurbaşkanı adaylarının seçime hazır bir şekilde yola çıkması gerekiyor. Vatandaşlarımıza daha sık ulaşmak, vatandaşlarımızın sorunlarını dinlemek, ilk elden derdi yaşayanlardan dinleyerek bir süreç çalıştırmak gerçekten son derece önemli.
"SEÇİM DÖNEMİNE GİRMİŞ BULUNMAKTAYIZ"
Tabii ki şu önemli bir konu bu seçimlerden bahsedecek olduğumuzda, seçimin meclis kararıyla bir erken seçim olup olmayacağı. En önemli konu o. Vaktinde seçim olduğunda veya cumhurbaşkanının kendi yetkisiyle ülkeyi erken seçime götürdüğünde biliyorsunuz Sayın Erdoğan aday olamıyor. Ama Meclis bir erken seçim kararı alır ise 360 oyla, o zaman Sayın Erdoğan'ın tekrar adaylığı mümkün olabiliyor. Aslında Türkiye'deki seçim tartışmalarındaki önemli başlıklardan bir tanesi bu. Önümüzdeki aylarda da bu konular nasıl seyreder, nereye doğru evrilir hepsini göreceğiz. Ama biz DEVA Partisi olarak tüm kadrolarımızla, milletvekillerimizle, genel merkez teşkilatımızla ve il, ilçe teşkilatlarımızla artık seçim dönemine girmiş bulunmaktayız.
"2024 SEÇİMLERİNİN TAMAMEN ANLAMSIZ HALE GELDİĞİ BİR DÖNEMDEYİZ"
Bu pek çok belediyeyle ilgili yürütülen süreçlerin ne kadarı gerçek yargı süreci, ne kadarı tamamen siyasi gerekçelerle yapılmış işler, bunlar artık birbirine tamamen karışmış durumda. Şöyle bir baktığımızda gerçekten yerel seçimlerin, 2024 yerel seçimlerinin tamamen anlamsız hale geldiği, vatandaşımızın sandık başında kullandığı iradenin tamamen dışında pek çok ilde, ilçede gelişmelerin olduğu bir dönemdeyiz maalesef.
Dolayısıyla bütün bu dosyalar, bütün bu dava konuları tek tek, tek tek bağımsız bir şekilde, tarafsız bir şekilde gözden geçirilmesi lazım. At izi it izine karışmış denen bir mesele vardır biliyorsunuz, bunlar birbirine maalesef karışmış durumda Türkiye'de. Bağımsız bir yargı olmadıktan sonra, tarafsız bir yargı süreci işletilmedikten sonra bu alınan kararların hiçbirisine güvenemiyoruz. Ve bu kararların da önemli bir kısmının, hani belediyelerle ilgili alınmış olan yargı kararlarının önemli bir kısmının siyasi motivasyonla ya da siyasi yönlendirmeyle alınmış kararlar olduğunu hukukçu arkadaşlarımız söylüyor.
"YARGININ TARAFSIZ ÇALIŞMASI LAZIM"
Dolayısıyla dosya dosya bir şey demem mümkün olmasa da şu yargının üzerinden siyasetin elinin çekilmesi lazım. Yargının hem siyasetten bağımsız olması lazım hem de tarafsız çalışması lazım. Bazen yargı bağımsız olur ama kendi içinde taraf tutabilir ya da hükümet etki etmez, başkaları etki edebilir yargıya. Onların da olmaması lazım. Yani öncelikle bağımsız ama hemen arkasından da tarafsız bir yargıyla ancak bu ülkenin sorunları çözülür.
Bunlar olmadan zaten ilk sorunuza döneyim; enflasyon da düşmez, ülkenin ekonomisi de düzelmez. Çünkü ekonomi demek güven demektir. Güvenin de en önemli bileşeni hukuki güvenliktir, hukuk güvenliğidir. Hukuk güvenliği olmadan güven olmaz, güven olmayınca ekonomi düzelmez, enflasyon düşmez ve milyonlarca insan bu ağır enflasyon ve hayat pahalılığı şartları altında bu büyük zulümle karşı karşıya kalır. Ama düzelmesi de bir o kadar kolay. Bir o kadar kolay. Yani Türkiye'nin ekonomisi, bakın ben açık söylüyorum, bir ayda bütün kurumlar ayağa kalkar, 6 ayda ülke nefes alır. En geç 1-2 yıla da enflasyon tekrar tek haneye düşer. Bu mümkün. Dürüst ve ehil kadrolarla mümkün, iyi bir ekonomi programıyla mümkün, istişareyle mümkün ama en önemlisi de adaletle mümkün."