(ANKARA) - TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, "Eşit, özgür, demokratik, laik ve sömürüsüz bir ülkenin kurulması; 12 Eylül’ün siyasal, ekonomik ve toplumsal alandaki tüm mirasının ortadan kaldırılması, hukukun üstünlüğünün, halk egemenliğinin ve demokratik hak ve özgürlüklerin yeniden tesis edilmesiyle mümkündür" dedi.
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, 12 Eylül askeri darbesinin 46'ncı yılı nedeniyle sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Çakar, şunları kaydetti:
"Bu ülke topraklarında büyük trajedilere yol açan, tarihimize kara bir leke olarak geçen 12 Eylül Askeri Darbesi’ni 46. yılında bir kez daha lanetliyoruz. 12 Eylül Darbesi, toplumun büyük bir şiddete maruz bırakıldığı, insan onurunun ayaklar altına alındığı bir darbe olduğu kadar; demokratik hak ve özgürlüklerin yok sayıldığı, emekçilerin örgütlü gücünün hedef alındığı, toplumsal muhalefetin baskı ve zor yoluyla susturulmaya çalışıldığı bir rejimin de temellerini atmıştır.
12 Eylül Darbesi, ülke tarihimizin yalnızca belirli bir dönemiyle sınırlı kalmamış; ideolojisi, kurumları ve uygulamalarıyla etkisini bugüne kadar sürdürmüştür. Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken ülkemiz, ilerleme ve demokratikleşme yönünde bir adım atmak yerine, birikmiş tüm kazanımların aşındırıldığı, kamusal yapının zayıflatıldığı ve toplumsal yaşamın her alanda geriye itildiği bir sürecin içine çekilmiştir.
Bugün yaşadığımız tek adam rejimi; yönetim anlayışından ekonomi politikalarına, toplumsal yaşamdan baskıcı uygulamalarına kadar pek çok alanda 12 Eylül Darbesi’nin yarattığı siyasal ve toplumsal düzenin devamı niteliğindedir.
"TEK ADAM REJİMİ DAHA DA DERİNLEŞTİ"
Ülkemizin içinde bulunduğu derin ekonomik ve toplumsal krizin temelinde, 12 Eylül Darbesi sonrasında hayata geçirilen neoliberal politikalar bulunmaktadır. 46 yıldır farklı iktidarlar tarafından sürdürülen özelleştirme, piyasalaştırma ve güvencesizleştirme uygulamaları; kamusal varlıkların tasfiyesine, emekçilerin hak kayıplarına ve ülkemizin bitmek bilmeyen bir kriz döngüsüne sürüklenmesine neden olmuştur.
12 Eylül’de temelleri atılan ekonomide neoliberal, toplumsal yaşamda muhafazakâr, siyasette otoriter yönetim anlayışı; tek adam rejimi altında daha da derinleşmiş, kurumsal ve anayasal bir nitelik kazanmıştır. Bugün 12 Eylül’ün baskı ve zor anlayışı, siyasal iktidarın hukuku araçsallaştırdığı yeni biçimler altında sürdürülmektedir. Özellikle 19 Mart’tan bu yana giderek ağırlaşan hukuksuzluklar; seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden uzaklaştırılması, halkın iradesinin yargı ve idari kararlarla etkisizleştirilmeye çalışılması, siyasetçilerin, belediye başkanlarının, bürokratların, gazetecilerin, öğrencilerin ve toplumsal muhalefetin farklı kesimlerinin gözaltı ve tutuklamalarla baskı altına alınması 12 Eylül’den bugüne taşınan yönetim anlayışının güncel yansımalarıdır. Gerici ve faşizan politikalar altında sömürü, açlık ve yoksulluk yaşamlarımızın olağan koşulu haline getirilmiştir.
"TÜM GÜCÜMÜZLE MÜCADELE EDECEĞİZ"
Halkın seçimlerde ortaya koyduğu iradeyi tanımayan, demokratik temsil mekanizmalarını işlevsizleştiren bu anlayış, kendi varlığını sürdürmek uğruna seçim sonuçlarını kabul etmemeyi dahi tahayyül eder hale gelmiştir. Bu durum yalnızca demokrasi açısından değil, ülkemizin geleceği açısından da büyük bir tehlikedir. Ancak milyonlarca yurttaşın demokrasi, hukuk ve adalet talepleri göstermektedir ki ülkemizin içine sürüklendiği bu krizlerden çıkışın yolu halkın ortak mücadelesinde ve demokratikleşmededir.
Bir kez daha altını çiziyoruz: Eşit, özgür, demokratik, laik ve sömürüsüz bir ülkenin kurulması; 12 Eylül’ün siyasal, ekonomik ve toplumsal alandaki tüm mirasının ortadan kaldırılması, hukukun üstünlüğünün, halk egemenliğinin ve demokratik hak ve özgürlüklerin yeniden tesis edilmesiyle mümkündür. TMMOB olarak 46 yıldır ülkemizin üzerine çöken bu karanlığın dağıtılması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Gelecek nesillerimizin 12 Eylül Darbesi’nin gölgesinde değil; eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, laikliğin ve adaletin hakim olduğu bir ülkede yaşaması için tüm gücümüzle mücadele edeceğiz."
