(ANKARA) - Devlet Memurları Konfederasyonu, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranlarına tepki gösterdi. Konfederasyon Genel Başkanı Osman Kaya, "Doğal gazını açamayan memur, ısınmak için ateş yakmayı öğreniyor. Kirasını ödeyemeyen emekli, barınmak için en ucuz pansiyon köşelerinde konaklıyor. Faturalarını ödeyemeyen kamu çalışanı, teknolojik araçları terk edip taş devrinin sessizliğine gömülüyor" dedi.
Devlet Memurları Konfederasyonu, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamlarını protesto etti. Sendika üyeleri taş devri elbiseleri giyerek ellerinde fener ve sopalarla "dinzor" avladı. Memurlara acilen refah payı verilmesi talep edilen "Memur Taş Devrine Dönüyor: Toplayıcılık ve Avcılık Geri Geliyor" temalı basın açıklamasını Konfederasyon Genel Başkanı Osman Kaya yaptı.
Kaya sadece bir basın açıklamasını icra etmek için değil, kamu çalışanlarının ekonomik olarak ne kadar zorlandığı göstermek ve tarihi bir "devir geçişine" şahitlik etmek için toplandıklarını ifade etti.
TÜİK'in aralık itibarıyla aylık enflasyonu yüzde 0,89 olarak açıkladığını, memura reva görülen zam oranının ise yüzde 18,61 olduğunu anımsatan Kaya, şunları kaydetti:
"Bizler bu rakamları tanıyoruz; bu rakamlar bizim soframızdan azalan ekmeğin, çocuğumuzun harçlığından kesilen bedelin, evimizden eksilen huzurun matematiksel kılıfıdır. Bunun sorumlusu, toplu sözleşme masasında bu oranların altına imza atan yetkili konfederasyondan bir başkası değildir. Bugün tüm memur ve memur emeklisinin aldığı zam oranı, kamu çalışanlarını temsil etme iradesini yitiren, masadaki bir figüran olmaktan bir adım öte gidemeyen yetkili konfederasyonun eseridir. Ülke ekonomisindeki var olan enflasyonun faturasını memura ve memur emeklisine kesmek, sadece iktisadi bir hata değil, aynı zamanda büyük bir sosyal çöküştür. Enflasyonla mücadele adı altında uygulanan politikalar, memuru ve emekliyi geçim sıkıntısı ile baş başa bırakmıştır.
"Bu maaşlar insani bir yaşam bedelinin oldukça uzağında"
Şu rakamlara akıl ve vicdan süzgecinden geçirilerek bakılmasını rica ediyorum: Açlık sınırının 30 bin 143 lira olduğu bir ülkede, memura reva görülen sözde maaş artışı kamu hizmetinin bekası olan memuru, yıllarını devlete hizmet etmekle geçirmiş memur emeklisini kara kara düşündürmektedir. Yoksulluk sınırının 98 bin 188 lira olduğu bir ortamda, memur maaşıyla yoksullun sınırı arasındaki mesafe, orta sınıfın ne denli zorlu bir süreç içinden geçtiğinin belgesidir. Kamu Çalışanları Stratejik Araştırmalar Merkezimizin saha anketine göre bugün ortalama her bir memurun 215 bin lira açık hesap ya da kredili ürün borcu vardır, her ay kapısına dayanan, 26 bin lira taksit, ortalama 28 bin lira ve her ay 10 bin liraya yakın faturalar sarmalında bir memur geçimini nasıl sağlayacaktır. Bu maaşlar insani bir yaşam bedelinin oldukça uzağındadır."
"Memurun üzerinden zorunlu giderlerin yükü hafifletilmelidir"
Eğer memura hakkaniyetli bir zam verilmiyorsa, o halde memurun üzerinden zorunlu giderlerin yükü hafifletilmelidir. Madem bizi bu maaşlara mecbur bırakıyorsunuz; o vakit memur ve emeklinin; elektrik, su, doğal gaz, telefon ve internet faturalarının bir kısmına devlet desteği verilsin. Tüm kamu çalışanlarına toplu ulaşım ücretsiz olmalı, lojman tahsis edilmeli, lojman imkanı bulunmayan bölgelerde kısmi kira desteği verilmelidir. Memur ancak bu şekilde borç batağından başını kaldırıp nefes alabilir."
Kaya, "en az yüzde 30 refah payı eklenmeden yapılacak hiçbir artışı kabul etmemeyeceklerini" bildirerek, şöyle konuştu:
"2023’te verilen refah payı taban aylıklara derhal yansıtılmalı ve emekli maaşlarına dahil edilmelidir. 3600 Ek Gösterge, söz verildiği gibi birinci dereceye gelen tüm memurlara ayrımsız ve amasız biçimde uygulanmalıdır. Yılda ikisi dini bayramlarda olmak üzere, dört defa birer maaş ikramiye verilmelidir. Yardımcı Hizmetler Sınıfı miadını doldurmuştur, 'mühendislik meslek kanunu' çıkarılmalı; kariyer mesleklerdeki merkez-taşra ayrımı kaldırılmalıdır. Aile, çocuk, yemek ve giyecek yardımları sembolik olmaktan çıkarılıp, gerçek piyasa koşullarına endekslenmelidir. Sözleşmeli süresi 3 1’den 1 1’e indirilmeli, yurt dışı sözleşmeli personele kadro verilmelidir.
"Memur modern hayatın dışında bir ekonomiye sahip olursa ilkel çağa geri döner"
Memur modern hayatın dışında bir ekonomiye sahip olursa ilkel çağa geri döner. Doğal gazını açamayan memur, ısınmak için ateş yakmayı öğreniyor. Kirasını ödeyemeyen emekli, barınmak için en ucuz pansiyon köşelerinde konaklıyor. Faturalarını ödeyemeyen kamu çalışanı, teknolojik araçları terk edip Taş Devri'nin sessizliğine gömülüyor. Şimdi bu manzaraya, bu trajikomik tabloya iyi bakın. Arkadaşlarımız birazdan burada Taş Devri kıyafetleriyle, ellerinde mızraklar ile avlanacak, taşlarla ateş yakıp ısınmaya çalışacaklar. Bu görecekleriniz bir tiyatro sahnesi değildir; memurun geçim kaygısı artıkça 21. yüzyılda kamu çalışanlarının gelebileceği son noktadır.
"Onurlu, dik ve müreffeh bir hayat yaşamak istiyoruz"
Bu ateş, sadece odunları değil, bizim tenceremizde kaynamayan yemeği yakıyor. Bu deri kıyafetler, memurun sırtındaki ağır ekonomik yükün altında ne denli zorlandığının simgesidir. Memuru ve emekliyi 21. yüzyıldan koparıp, binlerce yıl öncesinin şartlarına mecbur bırakmayın. Biz memurlar zor şartlar altında, geçim kaygısıyla yaşamak istemiyoruz. Biz, alnımızın akıyla çalıştığımız, devletimize hizmet ettiğimiz bu ülkede, modern çağın imkanlarından faydalanarak onurlu, dik ve müreffeh bir hayat yaşamak istiyoruz."